Neden Büyük Devlet Olamıyoruz !

Kıymetli okurlarım bu haftaki yazımda sizlere tarihten örnekler de vererek neden büyük devlet olamıyoruz bununla ilgili bir kelam etmek istedim,
Tarih de kurulan Türk devletlerinin sayısı bazı kaynaklara göre  yaklaşık 350 tanedir. Küçük devletlerde buna dahil edilmiştir.
Bunların içinden 16 tanesi tarihte  ihtişamları yerlerini almış ve kendilerini dünya tarihine altın harflerle yazdırmışlardır. Hatta bunlardan bazıları o kadar büyük medeniyetler inşa etmişlerdir ki Çag açıp Çag kapamışlardır. Peki bu işin sırrı neydi onların yaptığını biz torunları neden yapamıyoruz.
Onlarda olup da bizde olmayan meziyetlerimize gelirsek, onların bir ideali bir ülküsü bir davası vardı.
Oguz kağanla başlayan bu ülkü, aslında, kendisini dinleyen ve o vakitle sınırlı Türklere değil, bütün çağlar içindeki Türk milletine aktarılmıştır. Nitekim, Hunlardan başlayarak Kök Türklere, Uygurlara, Selçuklulara, Osmanlılara intikâl eden bu devlet sınırlarını ifâde etme hasleti; Güneş’i bayrak, Gökyüzünü çadır hükmünde gören “Cihângîrlik” ülküsüdür. Yahyâ Kemâl’in, bir şiir kitabına isim de olan “Kendi Gök Kubbemiz”, bahsedilen Cihângîrlik vasfının, bir başka büyük söz erbâbı tarafından dile getirilişidir. Gök Kubbe’nin altında Güneş’i bayrak bilerek yaşamak, uzun târîhi içinde Türk’ün şiârı olmuştur.

 

Türk Cihan Hâkimiyeti düşüncesi, Türk fütuhat felsefesinin ana kaynağı ve dayanak noktası olarak, daima gerçekleştirilmesine çalışılan bir ülkü niteliğini tarihimiz boyunca muhafaza etmiştir.
    Bu ülkü ile yola çıkan atalarımız; Türklüğün ve İslam’ın kılıcı ve kalemi olarak kıtaları yastık, denizleri çarşaf, çağları da tahtıravalli yaparak dünya nizamının koruyucuları olmuşlardır.

 

Tarih boyunca Devletimiz milletine bir hedef göstermiş ve topyekün o hedefin gerçekleştirilmesi için çalışılmış ve kısa sürede de bu başarılmıştır. Halk devletini kutsal bilmiş devlet de halkına hizmet etmeyi onlara adaletle davranması gerektiğini kendisine görev edinmiştir. Devlet adamları bu kaidelere göre yetiştirilmiştir.
Başka milletlerin kültürünü örf ve adetlerini kendilerine örnek almamışlar, onlara özenip kendi benliklerini unutmamışlardır.
Günümüze gelirsek maalesef çağdaşlık medeniyet adı altında kendi örf ve adetlerimiz inançlarımız popüler kültüre kurban ediliyor, ekonomide bir yerlere bağımlıyız, eğitim sistemimiz kendi özümüzden kopuk, doğu ile batı arasında bir yerlerde sıkışmış vaziyetteyiz.
Geçmiş de nasıl başardıysak bugünde yapabiliriz, siyasilere burda çok iş düşüyor, lütfen makam ve mevkii verdiğiniz insanları özenle seçin, diplomalar makam vermek için yeterli olmamalı, insanlarda başka meziyetlerde aramalıyız, Cihangirlik ülküsünü günümüz şartlarına göre yeniden yorumlamalıyız. Kendi değerlerimizi inançlarımızı bir zırh gibi yeniden kuşanmalıyız ve dosta düşmana kim olduğumuzu hatırlatmalıyız. Biz birilerinin koyduğu nizama itaat edecek millet değiliz. Kendi nizamımızı kendimiz kurarız. Devlet her alanda bağımsız olmalıdır, bunu hep birlikte başarabiliriz.

Süleyman gül

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir